Anasayfa // DIYET // AKIL SAĞLIĞI DAKİKA DİYETİ

AKIL SAĞLIĞI DAKİKA DİYETİ

Akıl sağlığı diyeti !
Hem akıl hem de beden sağlığını koruyan ve fazla kilo aldırmayan beslenmede Somon başrolde… Kilo almadan ruhsal ve bedensel sağlığımızı koruyabilmek için, kalori ve saf nişastalı besinler açısından kontrollü, ama besin kalitesi yüksek bir beslenme tarzı uygulamak mümkün.
Bilim adamlarına göre akıl ve ruh sağlığının merkezi olan beyin, en ufak değişim ve eksiklikten anında etkileniyor. Besin ve mineral değeri düşük, aşırı mayalanmış hamurdan yapılan ekmek, sinir sistemini bozuyor. Buna karşın balık gibi fosforlu gıdalar beyni ışıldatıyor.
Omega-3 yağ asitleri, özellikle beyin, retina ve kalpte yüksek oranlarda bulunuyor. Beynin birçok fonksiyonunda önem taşıyor.
Amerika'da yapılan son araştırmalarda; Omega3, psikiyatrik rejimlerde kullanılmış ve stresse karşı dirençli hale gelen bünyenin ileride oluşabilecek depresyon, intihar eğilimi ve manik depressif dahil bir çok psikolojik rahatsızlığı önlediği belirlenmiş.
Amerikan Kalp Birliği ve Sağlık Enstitüsü, bu yeni araştırmaların sonuçları doğrultusunda, her yetişkinin haftada en az iki kez balık yemesini tavsiye ediyor. Üstelik tavsiye edilen balıklar başta Somon olmak üzere, tümü oldukça yağlı diye bilinen türden. Normal insan için Omega3' ün, günde 1,2 gram alınması yeterli iken, melankolik yada hafif depresyondakilerin ise 4-5 gr mutlaka tüketmesi gerekiyor.
Omega-3’ü almanın en leziz şekli, özellikle somon gibi soğuk denizlerde yetişen yağlı balıklarla zenginleştirilen menüler.
Ancak, her balıkta omega-3 yağ asidi yok, ya da miktarı çok az. Derin ve soğuk denizlerde yaşayan balıklarda daha yüksek. Somon, uskumru, gibi balıklar omega-3 açısından daha zengin. Kültür balıklarında omega-3 seviyesi çok düşük. Bu balıklar mısır gibi besinlerle yetiştirildiklerinden yeterli omega-3 yapamıyor.
Akıl Sağlığı Diyeti
Beslenme uzmanlarına göre; beden sağlığı kadar akıl sağlığını da korumak isteyenler, sabah taze peynir, yumurta, taze meyve suyu veya yulaf ezmesi gibi tahıllar içeren dengeli bir kahvaltı ile güne başlayabilir. Ana öğünlerde balık, yoğurt, bol sebze ve meyve, tam buğday unundan ekmek, bulgur gibi besinler, hem beyin işlevleri için gerekli maddelerini verir, hem de şişmanlık ve kalp damar hastalıklarından korur. Yemek aralarında meyve veya bir miktar fındık, badem gibi yiyecekleri tüketmekte yerinde bir alışkanlıktır. Akşam yemeklerinde ise özellikle “omega 3” yağ asitleri açısından zengin, somon gibi yağlı bir balık yanında, yoğurt, salata ve meyve, tercih edilmelidir.
SOMONUN ÖYKÜSÜ: Yüksek dağlarda kaynayan ırmakların yataklarına bırakılan yumurtalar burada döllendikten sonra, ortak çıkan yavrular gelişene kadar bu soğuk sularda yaşarlar. Daha sonra aşağılara inip denize açılan Somon Balıkları iyice olgunlaştıktan sonra koku duyularını kullanarak doğdukları yere yani ırmak yataklarına doğru bir dönüş yolculuğu yaparlar ve neredeyse zıplayarak suyun akışının tersine, yukarıya doğru çıkarlar. Kendi yaşamlarının başladığı yere yeni yaşamlar verecek yumurtaları bıraktıktan sonra Somon’un yaşam misyonu biter ama yaşam döngüsü devam eder.
Eskimolar yağı ve kolesterolü bol miktarda tüketmekte ancak kalp problemleri yaşamamaktadırlar. Yanıt balıktaki Omega-3’lerdir. Eskimoların kan örneklerini inceleyen araştırmacılar, batılı insan kanında çok düşük seviyede rastlanan bazı maddelerin, eskimoların kanında çok yüksek oranlarda bulunduğunu saptadı. Bu maddeler, Poliınsatureol (çok doymamış) yağların uzun zinciri Omega-3 grubundan olan EPA ve DHA idi. Daha ileri ki çalışmalar her iki maddenin de özellikle Somon ve Ringa gibi yağlı balıklarda bulunduğunu kanıtladı. Araştırmalar ölümlerin %30 oranında azaldığını göstermektedir. Örneğin Japonlar da çok Somon yiyor ve kalp hastalığına az yakalanıyorlar ve daha uzun yaşıyorlar.
TÜRKİYE’DE SOMON
Sağlık açısından vazgeçilmez bir gıda olan somon balığını, ülkemizde son iki yıldır bulmak kolaylaştı. Somon balığını taze ve bütün olarak, dilim olarak, fileto ve fümelenmiş olarak marketlerde veya balıkçılarda bulabilmek mümkün. Bütün olarak satılan somon balıkları 4-5 kg. civarında oluyor.
Somon balığının ülkemizde üretimi yok. Soğuk denizleri seven bu balık için Türkiye’nin denizlerinin ısısı uygun değil. Somon balığı taze olarak Norveç firması Hallvard Leröy’den ithal ediliyor. Dünyaca ünlü ve güvenilir bir firma olduğu bilinen Leröy’ün Türkiye’deki ortağı Alarko.
Alarko Leröy (www.alarko-leroy.com.tr) ortaklığında Norveç somonu tüketici ile buluşuyor. Tanşas, Migros, ChampionSa, CarrefourSa, Gima, Kipa, Makro, Metro, Real, IKEA gibi mağaza, yerel marketler ve şarküterilerde ambalajlı ürünler ve taze somon mevcut. Tüm ürünler toptan tüketim için bütün fileto görüntüsü bozulmadan kiloluk ambalajlarda, tüketiciler içinse daha az gramajlı vakumlu ambalajlar şeklinde satışa sunuluyor. Bütün somon balığı, fileto ve steak (biftek) olarak balıkçılarda da satılıyor.
Ayrıca Alarko-Leröy, İzmit’deki Fabrikası’nda modern ve hijyenik kurallara uygun teknolojilerle, Somon Füme, Somon Pastırma, Somon Loin, Somon Sıcak Füme, Somon Lakerda, Somon Marine, Somon Fileto, Somon Steak gibi ürünleri üretiyor.
Norveç’ten taze olarak ithal edilen balığın taze raf ömrünü uzatmak için üretici firmanın uyguladığı ‘doğal’ koruyucu işleme yöntemleri var ve bunlar hiçbir suni katkı içermiyor.
Balıklar Norveç’ten 0-4C soğutuculu TIR’lara yüklenerek İstanbul’a geliyorlar ve marketlere dağıtılıyor. Alarko Leröy, taze somon balıklarının raf ömrünün 21 gün olduğunu söylüyor, ama genelde marketlerde balıklar üç günde tükenmiş oluyor

Yazının Devamını Oku...

Anasayfa // DIYET // CİNSEL GÜCÜ ARTIRMAK İÇİN DİYET

CİNSEL GÜCÜ ARTIRMAK İÇİN DİYET

Cinsel Gücü Artıran Diyeti
Romantizm deyince aklınıza yemekler değil, şarap gelir değil mi
Tipik bir romantik yemek deyince genellikle aklımıza, seksin değil de tam olarak iyi bir uykunun reçetesinde olması gereken, şarabı ve kalın sulu bifteği içeren bir yemek ve devamında bol çikolatalı tatlı gelmektedir.
Düşük yağ, düşük kolesterollü Cinsel Gücü Arttıran Diyeti uygulayarak ve biraz egzersiz yaparak(sağlığınızı iyileştirmek ve aynı zamanda cinsel organlara kan akışını arttırmak için ) siz ve partneriniz sağlıklı cinsel hayatınızın keyfini uzun seneler çıkartabilirsininiz.
Bu diyet aşağıdakiler sayesinde yardım eder:
• Eğer herhangi bir şey genel sağlığınız için iyi ise aynı zamanda cinsel hayatınız içinde iyidir. Bu yüzden bu diyet daha dinç hissetmeniz için az yağlı ve iyi dengelenmiş besin seçenekleri içermektedir.
• Afrodit’in suda doğduğu söylenir dolayısıyla da birçok deniz besini afrodizyak olarak isimlendirilmiştir. Bu beslenme planı, hisleri harekete geçirecek lezzetli deniz besinleri içermektedir.
• Biber, cumin, arnavutbiberi gibi baharatlar vücudu ısıtırlar. Bu diyet ısıyı arttıracak baharatlar içermektedir.
KAHVALTI
Birinci seçenek:

Pudra şekerine batırılmış çilek
Taze sıkılmış portakal suyu
Omlet
İkinci seçenek:
Greyfurt üzerine maraşino kirazı
Kızarmış ekmekler üzerinde kırmızı soğanlı, yağsız krem peynirli ve marullu, tütsülenmis somon
Taze çekilmiş kahve
Üçüncü seçenek:
Pankek
Taze kiraz
Greyfurt suyu
Cappuccino
ÖĞLE
Birinci seçenek:
Çilek tutkusu çorbası
Tam tahıllı peynirli kraker
Zeytinyağlı kuşkonmaz salatası
Taze armut
İkinci seçenek:
Nicoise salatası
Tuscan ızgarada sarımsaklı ekmek
Yağsız çikolatalı brovni
Üçüncü seçenek
Fransız ekmeğinden pizza
Zeytin
Fındıklı ve kuruyemişli taze elma dilimleri
AKŞAM
Birinci seçenek:
İstiridye bienvielle
Karışık yeşil salata
Haşlanmış armut
İkinci seçenek:
Enginarlı sotelenmiş tavuk
Parmesanlı sıcak ekmek dilimleri
Yeşil salata
Çikolataya batırılmış taze kiraz, çilek
Üçüncü seçenek:
Tatlı ıstakoz kuyruğu
Ispanak salatası
Sıcak sandviç ekmeği
Düşük kalorili çikolatalı pasta
Yapılması Gerekenler
• Lezzetli, değişik ve belki nadir bulunan yiyecekleri tercih edin.
• Tabaktaki yiyeceklerin afrodizyak sayılan ,enginar, istiridye, çilek ve çikolata olmasına özen gösterin.
Uzak Durulması Gerekenler
• Özellikle geceleri yediğiniz yağlı yiyecekler. Kan akışını sindirim sistemine yönlendikleri ve üreme sisteminden uzaklaştırdıkları için yağın sindirimi uzun zaman alır.
• Çok fazla alkol kulanılması. Az miktarda alındığında alkol rahatlatıcı bir etki yaratırken fazlası uyutucu etki yaratır.

Yazının Devamını Oku...

Anasayfa // KADIN SAGLIGI // DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ

DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ

Günümüzde gerek cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi, gerekse istenmeyen gebeliklerin önüne geçilmesi açısından doğum kontrol yöntemleri büyük önem taşıyor.
- Doğum kontrolü sadece Anadolu''da yaşayan eğitimsiz bireylerin değil, metropol hayatının yoğunluğuna kapılmış şehir insanın da sorunu haline gelmiş durumda. Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği''nden Op. Dr. Altuğ Semiz, doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi verdi.
İlişkilerde sağlık ve gebelik açısından doğum kontrolü önemli bir yer tutar. Doğum kontrolü için birçok yöntem tercih edilebilir. Ancak en doğru yaklaşım bireyin yaşam tarzına en uygun yöntemi seçmesi olur.
PREZERVATİF
Klasik doğum kontrol yöntemleri arasında kondom (prezervatif) doğum kontrolü yanı sıra cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da koruyucu olması avantajından dolayı özellikle çok partnerli kişilerce tercih edilmesi gerekir.
SPİRAL
Rahim içi araçlar (spiral), kadınlara uzman doktorlar tarafından uygulanan, belli aralıklarla kontrolü zorunlu olan doğum kontrol araçlarıdır. Uzun süre kullanım ve ilişki öncesi uygulama ihtiyacının ortadan kalkması gibi avantajları yanında jinekolojik iltihabi hastalıklara eğilimi arttırması, uygulama sırasında uzman olmayan kişilerce yapılan yanlışlarla sorunlar yaşanması gibi riskleri bulunur. Spirallerin son yıllarda üretilen bir modeli ile iltihabi hastalıkların ve dış gebelik ihtimalinin görülme olasılığı çok daha fazla düşürüldü. Bu progesteronlu yeni kuşak spirallerden kadınların adet düzensizliklerini düzeltmek konusunda da faydalanılıyor.
KADIN PREZERVATİFLERİ
Doğum kontrol yöntemleri arasında kadın prezervatifleri (femidom), özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma görevini kendi üzerine almak isteyen bayanların tercihi. Kadın doğum uzmanınızın vereceği kısa bir eğitim ile, kolaylıkla uygulayabileceğiniz bu yöntem ilişkiden saatler önce uygulanarak ilişki sırasında yaşanacak stresleri ortadan kaldırıyor. Aylık uygulanan doğum kontrol iğneleri ile hormonal doğum kontrolü sağlanması da yine uzun süreli doğum kontrol yöntemlerinden biri.
DOĞUM KONTROL HAPLARI
Doğum kontrol yöntemleri arasında özellikle doğum kontrol hapları, modern çağın kadınlarında en tercih edilen doğum kontrol yöntemlerinden birisi. Özellikle genç bayanlarda, yoğun stres altında çalışan işkadınlarında görülebilen adet düzensizliklerinde tercih edilerek, hem adet düzensizlikleri çözümlenmiş, hem de aktif yaşayan kadınların doğum kontrolünde ideal olan korunması sağlanmış oluyor.
Doğum kontrol hapları kullanımı içerdikleri hormon miktarları yüzünden düzenli kontrollerle yapılmalı, ilaç kullanımı öncesi, rahim ağzı, yumurtalıklar, kontrolden geçirilmeli ve ilaç kullanımı sırasında düzenli olarak bu kontroller tekrar edilmelidir.
Doğum kontrol haplarının kullanımında görülen vücuda oluşan ödem, gerginlik, göğüslerde hassasiyet gibi şikayetler Türkiye de yeni kullanıma giren doğum kontrol hapları ile engellenmeye başlandı. Bayanlar tarafından daha çok tercih edilen bu hapların kullanım sırasında gerek oluşabilecek rahatsızlıkları, gerekse yan etkilerı çok daha az görülmekte.
ERTESİ GÜN HAPLARI
Ertesi gün hapları olarak bilinen, acil doğum kontrol yöntemleri, güvenilirliği diğer yöntemlere göre daha zayıf olan, ancak önceden doğum kontrolü sağlanmamış, gebelik riski oluşmuş durumlarda tercih edilen yöntemdir.
Korunmadan ilişki sonrası gebelik oluşmasını engellemek için bu haplar dışında başka bir takım yöntemlerde mevcut olup, cinsel yönden aktif bütün bireylerin bu yöntemler hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla bu konuda eğitim verebilecek merkezlere danışması en doğru yaklaşım olur.

Kaynak: NETTEN ALINTI

Yazının Devamını Oku...

Anasayfa // KADIN SAGLIGI // KADINDA ORGAZM KADIN SAĞLIĞI VE SORUNLARININ CEVABI

KADINDA ORGAZM KADIN SAĞLIĞI VE SORUNLARININ CEVABI

Cinsel uyarılma ve takip eden orgazm, Masters ve Johnson’un 1966'da gönüllü bireylerde yaptıkları orijinal çalışmada hem erkekler, hem de kadınlarda ayrıntılı olarak incelenmiştir ve dahası, bu orijinal çalışmayı günümüze kadar daha ayrıntılı olan bir çalışma takip etmemiştir. Cinsel uyarılma ve orgazm ile ilgili bilgilerimizin tümüne yakınını bu iki bilim adamının çalışmasından edindiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz.
Orgazm nedir?
Orgazm olgusunu tarif etmek zordur. Orgazm, çeşitli cinsel uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan bir “histir”.
Orgazm oluşumu için en önemli uyaran dokunsal olanlar olmasına karşın (cinsel ilişki ve kendi kendini tatmin dokunsal uyaran türleridir) sadece görsel veya işitsel uyaranlarla orgazm olunması da özellikle kadınlarda imkan dahilindedir.
Orgazmın işlevi nedir?
Orgazm oluşumu için cinsel uyaranlarla cinsel birleşmeye hazırlanan beden ve ruh ikilisi, kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını sağlamaktadır.
Erkekte orgazm sperm kanallarının açılarak spermin dışarı boşalmasını sağlar ve bu nedenle orgazm erkeğin üreme işlevlerinin çok önemli bir parçasını oluşturur.
Bilimsel olarak gebelik oluşması için kadının orgazm olmasının şart olduğu şeklinde bir bilgi yer almamakla beraber son veriler orgazm esnasında oluşan rahim kasılmalarının spermlerin Fallop tüplerine daha kolay geçtiğini göstermektedir.
Orgazma giden yolda kadın cinselliğinin evreleri
Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda kadında cinsel uyarılmayla başlayan ve orgazm ile sonuçlanan sürecin dört ayrı evreye bölünebileceğini saptamışlardır. Gerek normal cinsel işlevlerin anlaşılması, gerekse cinsel işlev bozukluklarının sınırlarının çizilebilmesi açısından bu evreleme kendini tanımak isteyen bir kadının olduğu kadar, konuyla ilgilenen diğer kişilerin de faydalanabileceği net bilgiler içermektedir.
Bu evrelemeye göre kadın cinsel ilişki esnasında aşağıdaki evrelerden geçer

  • - Uyarılma Evresi
  • - Plato Evresi
  • - Orgazm Evresi
  • - Çözülme Evresi

Bu evreler kadında ve erkekte oldukça benzerdir. Her bir evrenin devam etme süresi kadından kadına bariz değişiklikler gösterebilir ve birbirini ardı ardına takip eden bu evrelerden biri yaşanmadan diğerine geçiş olamayacağı kabul edilir.
Bu evre cinsellik dürtüsünün kişide cinselliği yaşama ihtiyacı ortaya çıkarmasıyla başlar. Kişide hayali veya gerçek uyaranlar cinsellik arzusunu ortaya çıkarmıştır. Kadın fiziksel (partneri veya kendisi tarafından direkt uyarılma) veya psikolojik (görsel, düşsel ve benzeri uyaranlarla uyarılma) olarak uyarıldığında ortaya çıkan cinsellik yaşama arzusuyla başlayan evredir.
Cinsellik arzusu ortaya çıktığında eğer bu arzu engellenmezse tüm bedende cinselliğe hazırlık için değişiklikler başlar. Kadının vajinal salgıları cinsel uyaranın başlamasıyla saniyeler içinde belirgin olarak artar, vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçer. Klitoris ve dudaklarda büyüme ve şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir. Vajina uzar ve genişler, dış dudaklar birbirinden uzaklaşır, rahim yükselir.
Genital sistemdeki bu değişikliklerin genel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır.
Kadında bu evrede kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir. Vücuttaki kas grupları kasılmaya başlar. Memeler ve meme uçları da büyüyerek daha belirgin hale gelir. Bazı kadınlarda yüzde, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir.
Erkekte uyarılma evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir.
Uyarılma evresinin temel amacı kadının bedensel olarak cinsel ilişkiye hazırlanmasını sağlamaktır. Genital bölgedeki bu değişikliklerin tümü bölgede kan akımının belirgin bir şekilde artması sonucunda ortaya çıkar.
Bu evrede cinsel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, memeler ve meme uçları daha fazla dikleşir. Dudaklar da daha çok şişerek koyu kırmızı bir renk alırlar. Vajinanın alt 1/3'lük kısmı şişip kalınlaşarak “orgazmik platform” adlı yapıyı meydana getirir. Rahim tümüyle yukarı çıkmıştır. Vajinanın üst kısmında genişleme ve uzama meydana gelir.
Yeterli uyaran olduğunda bu dönem orgazmla son bulur.
Erkekte plato evresinde penisten berrak ve kaygan bir sıvı gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm bulunabileceğinden kadının erkek boşalmadan bile (”geri çekme” yönteminde olduğun gibi) gebe kalması imkan dahilindedir.
Plato evresi cinsel ilişkinin en aktif dönemlerinden biridir ve uyarılmayla başlayan cinsellik dürtüsü ve takip eden cinsellik dışavurumu (kendi kendini tatmin veya cinsel ilişki) bu evrenin sonunda orgazmla sonuçlanır.
Plato evresinin dıştan gözlenebilen en önemli özelliği orgazm evresine yaklaşıldıkça bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesidir. Plato evresinin sonlarına gelindiğinde klitoris orijinal boyutunun yarısına kadar küçülebilir. Bu küçülme, orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan biridir. Bu evrenin süresi kadından kadına, hatta bazen aynı kadında bir cinsel eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir.
Orgazm evresi, önceki evrelerde “artmış olan gerginliğin boşaltılması” şeklinde tarif edilebilir. Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platformda yer alan kaslardan kaslarda istemsiz ve şiddetli kasılmalar ortaya çıkar. Bu kasılmalar ortalama 0.8'er saniyelik aralıklarla ortaya çıkarlar ve toplam dört saniye kadar kısa sürebilecekleri gibi, 15 saniye kadar uzun da sürebilirler. Kasılmalara vajinanın daha da genişleyerek boyunun uzaması eşlik eder ve nihayet rahimde de kasılmalar ortaya çıkar. Rahim kasılmaları bazı kadınlar tarafından belirgin şekilde hissedilirler.
Yukarıda bahsedilen kasılmalar kadının orgazm hissi yaşamasını sağlar.
Orgazm oluştuğunda cilt kızarıklığı en üst seviyeye ulaşır. Kadının yüz kasları da kasılır ve acı çekiyormuş gibi bir görünüm arz edebilir.
Orgazm esnasında kadın vücudu adeta “kaskatı kesilir”. Kalp hızı, solunum hızı ve kan basıncı yüksek seyretmeye devam ederler. Kadınların çoğu bu aşamada bel bölgesinde, “beyinlerinde” ve genital bölgelerinde değişik bir karıncalanma hissinden bahsetmişlerdir.
Refrakter peryod
Orgazm sonrası erkeklerde oluşan refrakter periyod (cinsel uyaranlara kayıtsız kalınan, yani yeni bir cinsel ilişkiye başlamanın mümkün olmadığı dönem) genç erkeklerde bir kaç dakika sürerken, daha ileri yaşlarda birkaç saate kadar çıkabilir. Bu süre bireyler arası belirgin farklılıklar gösterebilir.
Kadınlarda genellikle refrakter peryod yoktur veya çok kısadır ve kadınlar ardı ardına defalarca orgazm olabilirler.
Kadınların yalızca az kısmı vajinal yolla orgazm olabilir. Birçok kadında, orgazma ulaşmak için direkt klitoris uyarısı gereklidir.
Orgazmla birlikte uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur. Kişi beyinden orgazm esnasında salgılanan endorfinlerin (”mutluluk hormonları”) etkisiyle gevşer ve kendini iyi hisseder. Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin tümü “çözülerek” geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Çözülme evresinde tüm değişiklikler geri döner. Kadınların çoğunda orgazm sonrası klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir.

Yazının Devamını Oku...

Anasayfa // ERKEK SAGLIGI // BEL SOĞUKLUĞU

BEL SOĞUKLUĞU

Erkeklerde : Bulaşma olan temas/ilişkiden sonraki 2-7 gün içinde belirtiler ortaya çıkar. İdrar yaparken hafif bir sızlama hissi ile başlar ve giderek daha ağrılı bir hal alır. İdrar yollarının ağzından irinli sarı- yeşil akıntı gelir. Aynı zamanda akıntının geldiği bölgede kızarıklık ve şişlikte oluşabilir. İdrar yapma hissi oldukça sıktır ancak az miktarda idrara çıkılır.BEL SOĞUKLUGU BİTKİMARKETİM
Enfekte kişi ile yapılan anal seks ile rektumda yine akıntı, ağrı, kızarıklık gibi şikayetlerle ortaya çıkan rektum gonoresi oluşabilir. Oral seks ile boğazda gonore enfeksiyonu oluşabilir. Ayrıca salgıların göze bulaşması sonucu konjunktivit de oluşturabilir. Gonoreli bir anne tarafından doğurulan çocukta da gözlerde kızarıklık ve akıntıya neden olan konjunktivit oluşturabilir. Tedavi edilmemesi halinde körlüğe kadar ilerleyebilir.
Uygun tedavi edilmediği takdirde hem kadın hem de erkekte kısırlığa neden olabilir. Ayrıca gonoresi olan kadınlarda dış gebelik görülme olasılığı artar.
Kadında akıntı ve kasık ağrısı tüplere zarar verme ihtimali olan enfeksiyonların hemen tümünde görüldüğünden, bu iki belirti oluştuğunda kadınların erken tedavi olanaklarından yararlanmak için doktora başvurmaları son derece önemlidir.

Yazının Devamını Oku...

Anasayfa // KADIN SAGLIGI // ADET KANAMASI SIRASINDA CİNSEL İLİŞKİ SAKINCALIMIDIR

ADET KANAMASI SIRASINDA CİNSEL İLİŞKİ SAKINCALIMIDIR

Adet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidir. Bu doku gebelik sır Bu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdır. İşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar.
Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar; vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu, vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği, pis olduğu, bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır.
Adet sırasındayken seks yapılıp yapılamayacağının cevabı ise koşullara ve kişilere, ve de kişilerin inançlarına göre farklılık gösterir.
Adet sırasında yani kadının menturasyonu sırasında prezervatif (kondom - kılıf) ile seks yapılmasında ne kadın için, ne de erkek için tıbbi olarak bir sakınca yoktur, ne kadın ne de erkek bedensel bir zarar görmez. Eğer prezervatifsiz cinsel ilişki kurulursa kadın veya erkeğin mikrop kapma riski olabilir. Çok nadir de olsa adet kanaması sırasında gebe kalma olasılığı da mevcuttur, bunu da göz ardı etmemek gerekir.
Cinsellik kişilerin bedensel ve de beyinsel özgürlüklerdir. Bu yüzden kendisi için istediği bir şey eğer tıbben yasaklanmamışsa koşullarına, inançlarına ve de ahlaki değerlerine göre yaşayıp yaşamayacağına, yaşayıp yaşamak istemediğine veya yaşamaya kendisi karar verir. Adet kanaması sırasında cinsel ilişkinin tıbben bir zararı prezervatif kullanmak kaydı ile yoktur, bu yuzden karar vermek size kalmıştır.
Bir çok kadın adetliyken kendilerini itici bulurlar, ve de erkeklerin bu hallerinden rahatsız olabileceklerini düşünürler, oysa ki bu durumdan rahatsız olan, bunu itici bulan erkekler olduğu gibi, bundan rahatsız olmayan, kadını adet döneminde de arzulayan ve bu sırada cinsel ilişki kurmak isteyen, cinsel ilişki kuran ve de bundan zevk alan birçok erkek de mevcuttur.
O halde kadınlara seslenelim; adet dönemi doğanın kadınlara verdiği üstün yetenek olan gebelik ve doğum olayının bir parçasıdır. Pis değil, doğal ve de gerekli bir süreçtir. Siz kendinizi pis zannederseniz karşınızdaki insan da size pismişsiniz gibi davranır. Kendinize ve size verilen bu üstün olaya saygı duyun, sizler üreticisiniz, ve hepimizin bir annesi var veya vardı, onlar da adet görüyorlar veya görüyorlardı, onlar canınız anneleriniz de mi pisti? Hayır biliyorsunuz ki onlar temiz ve saftırlar, güzeldirler, siz de bayansınız, siz de saf ve temizsiniz hem de her halinizle.
Adet sırasında seks birçok insan tarafından yaşanmaktadır. Kadın açısından baktığımız zamanda kadınların bir çoğunda adet döneminde cinsel istek artışı görülür, kimileri bunu yaşarken, kimileri de bunu baskılar. Bazı kadınlar adet döneminde cinsellik yaşamanın bu dönemdeki gerilimlerini azalttığını veya yok ettiğini, bazıları ise aynı zamanda adet sancılarını hafiflettiğini veya yok ettiğini söylemektedir.
Hayatınızla ilgili kararları verecek tek kişi sizsiniz. Doğru kararlarla güzel günler dilerim.
Dr. Cenk Kiper
KAYNAK NETTEN ALINTI

Yazının Devamını Oku...

Anasayfa // KADIN SAGLIGI // ADET KANAMASI OLMAMASININ NEDENLERİ

ADET KANAMASI OLMAMASININ NEDENLERİ

Aktif cinsel hayatı olan kadınlarda menstrual kanamanın gecikmesinin en sık görülen nedeni gebeliktir. Altı ay veya daha uzun süre menstrual kanama olmamasına amenore denir. Menstrual kanama olmadığı zaman yumurtlama da gerçekleşmez. Bu durum ani ve kilo kayıplarından sonra, yaşam tarzındaki değişiklikler ve stres nedeni ile ortaya çıkabilir.
Amenore kürtaj veya diğer cerrahi girişimler sonrasında rahim içinde oluşan yapışıklıklara bağlı olarak da görülebilir.
Kırk beş yaş üzerindeki kadınlarda ise menopoz öncesi dönemde adet kanamaları çok uzun aralıklarla gerçekleşebilir. Amenore vakalarında östrojen hormonun azalmasına bağlı kemik kayıpları görülebileceğinden mutlaka hekime başvurulması gerekir.
Genç kadınlarda; adet düzensizliği, kısırlık, aşırı kilo alma, aşırı tüylenme gibi belirtilere sahip olan polikistik over, kontrol edilebilir bir hastalıktır. 
Polikistik over sendromu, kadınlarda genç yaşlarda görülmeye başlayan ve birçok rahatsızlığa yol açan, ciddi bir problemdir. Adet düzensizliği, kısırlık, şeker hastalığı, aşırı tüylenme, saç dökülmesi, aşırı kilo alma, cilt problemleri ve depresyon gibi sorunlara neden olur.
Halk arasında, hormon hastalıklarının kadının evliliğiyle ortadan kalkacağı düşünülür. Oysa polikistik over tedavi edilmediği taktirde, kısırlığın yanı sıra overlerin yani yumurtalıkların kaybına yol açabilir.
Polikistik over sendromu, yol açtığı çeşitli sorunlar nedeniyle birçok branşı birden ilgilendiren karmaşık bir hastalıktır.
Belirtileri nelerdir?
·        Bir yıl içinde 8 veya daha az sayıda adet görme,
·        Düzensiz adet görme,
·        Ara kanamalar,
·        Kısırlık,
·        İleri yaşlarda başlayan akne,
·        Aşırı tüylenme,
·        Saç dökülmesi,
·        Boyun-kasık-koltuk altındaki deride lekelenme,
·        Fazla kilo,
·        Ani kilo artışı,
·        Öğün arası açlık hissi,
·        Şeker hastalığı,
·        Ailede şeker hastalığı öyküsü,
·        Migren,
·        Depresyon ve anksiyete.
Eğer bu sorulardan en az 5 tanesine “evet” cevabı veriyorsanız, polikistik over sendromunuz olabilir. En kısa zamanda tıbbi yardım istemelisiniz.
Adet düzensizliği
Polikistik over sendromunun en sık görülen belirtisi olan adet düzensizliği, kadınlarda adet gecikmesi veya adet görememe şeklinde ortaya çıkar. Senede en çok 8 kere adet gören bu kadınların, yumurtlamaları düzensizdir. Düzensiz adet görmenin sonucunda endometrium denen rahim zarı düzensiz olarak kalınlaşır. Endometriumun fazla kalınlaşması ise kanser riskini artırır.
Kısırlık
Yumurtanın yeterince büyümemesi veya yumurtlamanın olmaması sonucunda kısırlık ortaya çıkar. Kısırlık nedeniyle değişik merkezlere başvuran hastaların neredeyse yarısını polikistik over sendromlu kadınlar oluşturur.
Tüylenmede artış
Kadın vücudunda doğal olarak bulunan açık renkli ince tüyler, erkeklik hormonlarındaki dengesizlik nedeniyle koyulaşır ve kalınlaşır. Çoğunlukla göğüs bölgesinde tüylenme, dudakların üstü, çene, kol-bacak ve karın bölgelerindeki tüylerde kalınlaşma ve çoğalma saptanır. İstenmeyen tüylerdeki bu artış, kadınların hemen hepsinde psikolojik sıkıntı yaratır.
Polikistik over hastalarındaki aşırı tüylenmeyi durdurmak için bir yandan ilaç tedavisi uygulanırken, diğer yandan lazer, epilasyon gibi fiziksel yöntemler kullanılır. Ancak tedavisinin başarısı için, hastalara ilaç tedavisinin 6 aydan sonra etkili olacağının bildirilmesi çok önemlidir.
Saç dökülmesi
Polikistik over sendromlu hastalarda hormon değişikliği nedeniyle, saç dökülmesi veya azalması gözlenebilir. Kadınlar için önemli bir kozmetik sorun olan saç dökülmeleri ve azalmalarına karşı ilaç kullanılabilir. Ayrıca polikistik over’i düzeltmek amacıyla kullanılan ilaçlar da saç dökülmesini durdurur.
Kilo artışı
Hastaların büyük bir çoğunluğu, kilo vermek veya kilolarını korumak için ciddi mücadele verir. Şeker ve insülin metabolizmasının bozulmasının sonucu olarak, özellikle bel ve karın bölgesinde, kalçaya göre daha fazla yağ toplanır.
Hastalığın tedavisinde, öncelikle kilo alışını önlemek ve varsa aşırı kiloları vermek yer alır. Bunun için diyet uzmanına başvurularak, basit karbonhidratların tüketiminin düşürüldüğü bir diyet programı uygulanmalıdır. Ayrıca hastalar yaşam tarzlarını değiştirip, mutlaka düzenli egzersiz yapmalıdır.
Cilt-deri problemleri
Genellikle insülin metabolizmasındaki dengesizliğe bağlı olarak boyun, kasık ve koltuk altı bölgelerindeki cildin rengi değişir, siyahlaşmalar ve akneler olur. Lekelenmeleri azaltmak için, ciltteki melanin pigmentini dengeleyen özel kremler kullanılabilir.
Kadınlarda özellikle ileri yaşlarda başlayan akneler, tipik bir polikistik over belirtisidir. Yüzde, çenede, göğüste ve sırt bölgesinde ortaya çıkan akneler, polikistik tedavisi için kullanılan ilaçlarla kontrol altına alınır.
Depresyon-anksiyete
Pokistik over sendromlu hastaların yaşadıkları hormonal bozukluklar, bu bozukluklar sonucu oluşan kozmetik sorunlar ve kısırlık, kadınların hemen hepsinde psikolojik sıkıntılara yol açar. Bu durumun sonucunda, kendilerini toplumdan uzak tutmaya çalışan hastalar, cinsel isteksizlik, suçluluk duygusu ve umutsuzluğu yoğun olarak yaşar.
Tanısı nasıl konulur?
Polikistik over sendromunun tanısı; detaylı fizik muayenesi, over ultrasonu ve kandaki hormon düzeylerinin analizi ile konulur.
Tedavisi nasıl yapılır?
Polikistik over’in tedavisi, düzenli ilaç kullanımı ve sağlıklı beslenme ile yapılır. Tedavi ile yaşam kaliteleri artan hastaların kontrolü, menopoza kadar devam etmelidir.
Polikistik over sendromluların, hastalıklarını kabul etmeleri zordur. Bu nedenle tedavi için, kadın doğumcu ile beslenme ve diyet uzmanı birlikte çalışmalıdır. Çoğu vakada psikolojik destek gerekebilir. Bu tür bir ekip çalışması, hastaları motive eder.
Beslenme tedavisi
Tedavisinde bir diğer önemli nokta da teşhis konulurken, şeker yükleme testinin (OGTT) yapılmasıdır. Teşhis sırasında yapılacak şeker yükleme testi, diyetin daha kolay ayarlanmasını sağlar.
Polikistik over hastalarının tıpkı şeker hastaları gibi üç ara, üç ana öğün olmak üzere, toplam 6 öğün yemek yemelidir. Şekerli gıdalarla, bal, reçel, çikolata, şekerlemeler gibi basit karbonhidratlardan uzak durulmalı, günlük posa miktarı artırılmalı, günlük enerji miktarı sınırlandırılmalıdır.
Polikistik over sendromlular, şeker açlığı yaşarlar. Bu nedenle zayıflaması daha güç olan bu hastalar, bazı dönemlerde diyete rağmen kilo veremezler. Ancak asla tedavi yarım bırakılmamalı, diyet ve egzersizle ideal kilolarına ulaşmaları sağlanmalıdır. Buradaki ideal kilodan kasıt, abdominal yağlanma adı verilen karın bölgesindeki yağların olması gereken seviyeye gelmesidir. Buna göre, bel kalınlığı 82-88 cm altında olmalı, organ etrafındaki yağın da 1-3 kilo arasında olması gerekir.

Yazının Devamını Oku...

« Önceki ::

saglık